Ad(kritik).com - Reklam Eleştiri ve Analizleri

Arşiv: Eylül, 2008

DeFacto: Akdeniz Modası ve Şalvar

Defacto

Yılların tekstil firması Ozon Group, sektörde her zaman başarılı bir kumaş üreticisi olarak bilinir ve Türkiye’deki irili ufaklı tüm tekstil firmaları bunun farkındadır. Bu durum tekstil sektörüne göz attığınızda hemen dikkatinizi çeker. Dünyanın sayılı firmalarıyla iş yapma gücünü elinden bırakmayan Ozon Group, neden birden markalaşma sürecine girdi?

Markalaşarak, hazır giyimin perakende ayağında olmak… Bu ne yazık ki bahsedildiği kadar kolay değil !

Önce dört ayrı markanın patenti alınıyor. Bunlar sırasıyla; kadın markası Chale, erkek giyim markası DeFacto, çocuk markası Captain Hook ve triko markası Kazakçı. Sonra bu markaları tüketicinin tepkisini ölçmek, onların hangi markaya sempatiyle yaklaştığını gözlemek için belli satış noktalarına koyuyorlar.

Sonuç: DeFacto kazanıyor!
DeFacto markası müşterinin yoğun sempatisiyle karşılaşınca, diğer üç markayı çekiyorlar. Bu markanın altında erkek koleksiyonu yanına kadını da ekleyerek, “Akdenizli” bir marka yaratmak için strateji oluşturuyorlar.

Artık markalaşmaya dair bir fikirleri var! Ne istediklerini biliyor gibiler değil mi?

Bundan sonraki hedef hemen mağaza sayılarını artırmak olmalı… sonra hemen yıl sonu hedefleri koyulur… kısaca, koşturmaca başlar.

Bu koşturmaca süresince işler yolundadır, fakat bir yardıma ihtiyaç vardır ki, o da reklam filmidir. Madem herşey yolunda gidiyor artık bizim de bir reklam filmimiz olsun gibi… İstediğimiz Akdeniz Modasını tüketiciye daha net ulaştıralım!

Jean Amerika’nın şalvarıdır. Amerika’nın sözüm ona rahatlığına karşı, DeFacto, Akdeniz modası

Bu bir reklam filmi değildir. Bir teaser’dır. Gazdır yani… Markanın rahat akdenizli kimliğine şimşek gibi çakan bir durumdur. Tabi bu durum tüketiciyi biraz şaşırtır. Anlam veremez. DeFacto ne yahu? der. Milliyetçi falan sanar markayı. Ya da şalvarı aşağıladığını düşünür. Aslında tüketici küfür yemiş gibi hisseder. Çünkü bu kadar sivri sloganı olan bir marka, arkasında iyi kanıtlar ister.

Sonuç, DeFacto hala kimliğini kazanmak için denemeler yapan bir marka adayıdır. Şu aşamada marka değeri olarak ciddiye alınacak bir yanı yoktur.
Bu yüzden reklam filmi denemesi de ortalığı karıştırmak için hiç de başarısız sayılmaz. Çünkü tek istedikleri o sloganın sonundaki “DeFacto, Akdeniz modası” kısmının duyulmasıdır.

Duyduk…

Reklamcılık = Ben de, Biz de!

“Bizim ki de bundan olsun!”

Reklam sektöründekiler (özellikle Türkiye’de) toplantı masalarında bu ve buna benzer cümleleri reklamverenden duymaya çok alışıklardır. Bu alışkanlık etkileyicidir. Devamlı birbirinden etkilenmiş insanlar, kelimeler, olaylar ve tabi sonuçlarla karşılaşırsınız.

Reklamveren:

Bizim reklam filmini de Sinan Çetin çeksin. (Time-based)
Bizim katalog da aynı bunun gibi olsun. (Print)
Bizim web sitemiz de flash animasyon olsun. (Interactive)

Yukarıda okuduğunuz üç cümle, gerçek hayattan alınmıştır.

Müşteriniz, yapılan bir işten oldukça hoşlanmış olduklarını ve kendilerinin de aynısından talep ettiğini bu acınası cümlelerle ifade ederler. Ben böyle bir cümle ile karşılaştığımda, vakit kaybetmeden “Neden?” sorusunu bıçak gibi saplarım ve açıklamaları bitmeden sözlerini kesip, saygısızlık yapar, bundan büyük keyif alırım. O yüzden genelde böyle sorunlardan uzak kalabiliyorum. Uzak kalmak unutmak demek değil tabi, ondan yazıyorum.

Bu seri üretim gibidir. Belli şablonlar yapar, onları satarsınız. Nede olsa herkes aynısından isteyecek! Bırakın memnun olsunlar. Siz yapılmış şeyleri iyi pazarlayıp, tekrar yapabilin yeter. Reklam kurgudur. Dürüst olmanıza gerek yok. Bırakın size yapmanız gerekenleri söyleyip, size işinizi öğretsinler.

Devamı için tıklayın »

Add this, Ad this olur mu?

Ad this

Site ziyaretçilerinin web sitenizdeki içeriği kolayca link paylaşım (bookmark) sitelerine eklemesini sağlayan servisler, acaba bir gün markaları bu kullanım alışkanlığına dahil edecekler mi ? Birileri “Add this” servisini, “Ad this” yapacak mı?

Bloglar ve portallar bundan bir gelir elde ederler mi ?

Neden olmasın? Madem kullanıcı paylaşmaya alıştı ve bunu oldukça hızlı yapıyor, o halde birileri bu alanı markalar için uygun bir alana dönüştürebilir.

Böyle düşününce akla bir çok uygulanabilir fikir geliyor tabi. Mesela sadece interactive kampanyaların dahil olduğu bir uygulama olur. Zaten ziyaretçi bekleyen marka, hedefine daha zahmetsiz ulaşır.
Ya da Bloglama reklam şebekesi banner modellerine bunu da ekler.
Ya da birileri çıkar daha anlamlı bir şey yapmak istiyorum ben der; Bu yazıyı X marka ile paylaş” der.

Bunlar sadece olasılık tabi… Neden olmasın…
Bazen kullanım alışkanlıklarını, reklam mecrasına dönüştürmek de eğlenceli.
En azından düşünmesi.