İnceleme - Arastırma kategorisi
Car Dergisi: Önce Siz Keşfedin!
Raflardaki dergi yığınlarının arasında seçilebilir dergiler tasarlamak önemli bir detay. Peki bu görsel savaşın verildiği alanda seçilebilir reklam yapmak nasıl olurdu? İşte bu sorunun cevabını Car dergisi Haziran sayısında bulmuş kadar oldum…

Türkiye Markalar Araştırması

Nielsen’in bu yıl 15′incisini yaptığı “Markalar” araştırmasına göre;
+ Kategori belirtilmeksizin kişilerin ilk aklına gelen marka:
Arçelik
+ Hiçbir ürün, marka ya da kategori hatırlatması olmadan tüketicilere “İlk hatırladığınız firma hangisidir?” sorusu yönetildiğinde;
1- Arçelik
2- Koç
3- Ülker
4- Sabancı
+ Tüketicileri “Kendinize en yakın hissettiğiniz marka hangisidir?” sorusu yöneltildiğinde;
1- Arçelik
2- Ülker
3- Adidas
4- Nike
Ürün Kanalıyla İletişim

Tasarım, toplum üzerinde çok güçlü bir etkiye sahip önemsenmesi gereken bir süreçtir. Düşünme şeklimizi değiştirebilir ve mutluluğumuzu etkileyebilir. Aynı zamanda tasarım; şirketler ve tüketiciler arasında sağlam/güvenilir dostluklar oluşturabilen bir köprü gibidir. Tasarım, günlük hayatımıza işlev ve kolaylık getirme çabasıyla ilgili olsa da, bunun yanında arzu yaratmayla da ilgilidir. Tasarım ayrıca, bir şirket perspektifinden, “bir stratejiyi görselleştirmek” olarak da tanımlanabilir.
Günümüzde birçok şirket rakiplerinin ürünlerinin aynı teknolojiye, fiyata, performansa ve işleve sahip olduğunu bilmektedir. Fakat başarmak için, sizi rakiplerinizden ayıran rasyonel(ve maddi) değerlerin yanı sıra duygusal değerleri de iletmek zorundasınız. Artık herkesçe bilinen çevre politikaları nedeniyle tüm dünyada çevre kirliliği konusunda pek çok konuşma var. Fakat bunun yanı sıra günde 24 saat, haftada 7 gün devam eden bir başka kirlilik daha var. TV ve radyoda, dergilerde ve caddelerde hiç bitmeyen reklam savaşının sebep olduğu “zihinsel kirlilik“. Nereye gitsek pazarlamacıların, istemediğimiz ticari mesajlarıyla bombardıman ediliyoruz. Artık markalı mesajlara inanmamamız garip değil. Bizi irrite ediyorlar ve onları inandırıcı bulmuyoruz. Bunun yerine arkadaşlarımızı dinliyoruz. Onların kişisel marka deneyimleri konusunda gerçeği söyleyeceklerini düşünüyoruz. Üstelik, bir ilan ya da reklamda hiçbir zaman göremeyeceğimiz samimiyet içerisinde…
Icon Dergisi Veda Ediyor!
![]()
Bugün karşıma çıkan en kötü haberlerden biri bu… Başlık bile fazlasıyla moral bozucuydu ki Yayın Direktörü ve Yayın yönetmeninin yazısını okuyunca bu durumu kabullenmesi daha da güç oldu. Dünyanın en yenilikçi tasarım ve mimarlık dergisi olarak kabul edilen Londra merkezli icon dergisini 2 yıldır Türkiye’de yayınlamış olmaktan gurur duyan fakat sonunu getiremeyen OMMEDYA, acıklı sözlerle gözlerimizi yaşarttı… Şaka tabi… Sadece “daha az arabesk olabilirdi bu son” dedik. O kadar…
Online Dergiler ve Reklamveren
- Bedava
- İnteraktif
- Ulaşımı ve Takibi Kolay
- Kaliteli – Hızlı İçerik
- Yüksek Tirajlar
- Sınırsız Yaratıcı Sunum ve Uygulamalar
Yukarıdaki maddeler aslında reklamverenin ilgisini çeken sebeplerden bazıları olmasına rağmen henüz sanal dergiler ile reklamverenin yapıcı bir ortaklığa girebildiği söylenemez. Peki bu durum büyük bir sorun mu teşkil ediyor? Hayır! Çünkü online dergiler, basılı yayıncılık kadar masraflı ve zahmetli girişimler değiller. Kaliteli içerik sunabilen sanal dergilerin ilk hedefi her zaman belli kitlelere ulaşabilmek. Bunu sağlayanlar aslında başarılı olmuş sayılırlar. Onların başarısı reklam almak değil, seslerini duyurabilmektir.
Hedeflediği kitle ve tiraja ulaşan online dergiler, bu başarıyı reklamverene nasıl anlatabilirler?
Galiba en önemli soru budur. Çünkü masraflar düşük olsa da, harcanan emeğe destek bulmak çok doğal bir beklentidir. Markaların bu girişimlere destek çıkması elbette arzulanan bir durum, fakat hepsine mi? Bu ne yazık ki imkansız. Çünkü online dergiler henüz markaları içine dahil edebilecek kadar çekici sayılmazlar.
Çekici olmak için Tiyolar:
Devamı için tıklayın »
Reklamcılık = Ben de, Biz de!
“Bizim ki de bundan olsun!”
Reklam sektöründekiler (özellikle Türkiye’de) toplantı masalarında bu ve buna benzer cümleleri reklamverenden duymaya çok alışıklardır. Bu alışkanlık etkileyicidir. Devamlı birbirinden etkilenmiş insanlar, kelimeler, olaylar ve tabi sonuçlarla karşılaşırsınız.
Reklamveren:
Bizim reklam filmini de Sinan Çetin çeksin. (Time-based)
Bizim katalog da aynı bunun gibi olsun. (Print)
Bizim web sitemiz de flash animasyon olsun. (Interactive)
Yukarıda okuduğunuz üç cümle, gerçek hayattan alınmıştır.
Müşteriniz, yapılan bir işten oldukça hoşlanmış olduklarını ve kendilerinin de aynısından talep ettiğini bu acınası cümlelerle ifade ederler. Ben böyle bir cümle ile karşılaştığımda, vakit kaybetmeden “Neden?” sorusunu bıçak gibi saplarım ve açıklamaları bitmeden sözlerini kesip, saygısızlık yapar, bundan büyük keyif alırım. O yüzden genelde böyle sorunlardan uzak kalabiliyorum. Uzak kalmak unutmak demek değil tabi, ondan yazıyorum.
Bu seri üretim gibidir. Belli şablonlar yapar, onları satarsınız. Nede olsa herkes aynısından isteyecek! Bırakın memnun olsunlar. Siz yapılmış şeyleri iyi pazarlayıp, tekrar yapabilin yeter. Reklam kurgudur. Dürüst olmanıza gerek yok. Bırakın size yapmanız gerekenleri söyleyip, size işinizi öğretsinler.
CEX : Yaratıcılığını takas et

Creative Exchange (CEX), David MacGregor tarafından hayata geçirilen, kreatif ve profesyoneller için adeta büyük bir güç kaynağı olmayı hedefleyen bir barter (takas ticareti) projesi.
“Neden yaratıcılığı takas ederek, özel projelerin hayata geçmesini sağlayacak bir alan yaratılmasın?” sorusuna cevaben başlatılan ve henüz “beta” yayınında olan bu site, en basit haliyle yaratma cesareti olan insanları yalnız bırakmamak, onların ihtiyaçlarını giderecek yetenekli insanları bir arada tutmak ve yaratıcılığı takas yaparak fikirleri harekete geçirmeyi hedefliyor.
Proje daha çok yeni, fakat fikrin temelindeki “takas” teması işe yararsa, proje için hazırlanan site hem teknik hem de kurgu anlamında çok daha kullanışlı ve hızlı gelişecektir. Böylece keyifle takip edeceğimiz bir kaynak daha yaratılmış olacak. Bekleyelim görelim…
Pepsi Max : Aysun Kayacı

Pepsi Max, Alice BBDO reklam ajansı tarafından yaratılan yeni reklamıyla adından söz ettimeyi hedefliyor. Filmin en büyük sürprizi ise; Aysun Kayacı ve öpüşme sahneleri.
“Hayatını Maksimumda Yaşa” Sloganlı Pepsi Max, Şeker İçermiyor. Yani Pepsi markası kola pazarında bir devrim başlatıp, ilk maksimum kola tadını veren şekersiz kolayı üretiyor. Şekersiz bir dünyayı tercih eden, hayattan keyif alan, kendine özgü tarza sahip erkeklerin kolası olma iddiasını taşıdığı belirtilerek hedef kitleye dikkat çekiliyor. Siyah açma halkası, siyah ve mavi renkli ambalajı da buna görsel bir anlam yüklemeyi başarıyor. Böylece tüketicilerine maksimum duygular vaat eden “Pepsi Max Effect” kampanyası hayata geçiyor.
Pepsi Max Effect Kampanyası :
“Pepsi Max’ın şekersiz maksimum tadını alan, Aysun Kayacı’yı öpmüş kadar olur!” iddiasını taşıyan filmin hem görsel hem de stratejik olarak fazlasıyla dikkat çekmeyi amaçladığı ve bunu başardığı kesin. Kampanyanın oluşmasında büyük etkileri olan; Öpüşmek – Dudak – Ruj – Güzellik vb. gibi anahtar kelimelerin fazlasıyla hakkını verebilecek ünlü Aysun Kayacı, filmde gayet iyi iş çıkarıyor ve hedef kitleye ” o odada ben olmalıydım” dedirtmeyi başarıyor. Buzz!
Şimdilik herşey yolunda. Kampanya istediği etkiyi reklam filminde yaratmayı başardı. Bundan sonra neler olur?
Kristal Elma Dijital Arşivi
Kristal Elma Yarışması‘nın 18 yıl boyunca ödül kazanmış ve günümüze taşınan yaratıcı çalışmaları içeriyor. Yıldız Teknik Üniversitesi işbirliğiyle hazırlanan online arşiv farklı biçimlerde arama yapmaya olanak tanıyor. Arşivin internet ortamına taşınması ise, Manadigital desteğiyle gerçekleştirilmiş. Kristal Elma’nın demo nitelikli dijital arşivi, eklemelerle ve kullanıma bağlı güncellemelerle geliştirilecekmiş.
Kristal Elma Dijital Arşivinin hem iletişim sektörüne hem de iletişim öğrencilerine iyi bir kaynak ve araştırma ortamı sağlayacağı kesindir.
Herkese hayırlı olsun!…
Google Checkout Servisi
Google, yeni bir servisle tekrardan internetin vaz geçilmezi olduğunu ispatlıyor. Google Checkout adlı hizmet, internet kullanıcılarına, google.com’da arattıkları her ürünü, sponsor bağlantılara tıklatarak doğrudan satın almaya teşvik ediyor. Yani, Internet kullanıcılarına daha hızlı, rahat ve güvenli online alışveriş tecrübesi yaşatıyor diyebiliriz. Sisteme dahil olan kullanıcılar, aradıkları ürüne sponsor bağlantılar bölümünde beliren
ikonu sayesinde doğrudan ulaşıyor ve hemen satın alabiliyor.

Google Checkout Servisine katılan online mağazaların ürünlerine Google.com da aratılan herhangi bir anahtar kelimeyle ulaşma fikri oldukça zekice düşünülmüş bir yapılanmadır. Servisin Türkiye sınırlarına girmesiyle birlikte, bir çok mağazanın bu sisteme dahil olacağından emin olabilirsiniz. Dahil olmak istemeyenler zaten o mağazayı kapatmalıdır.

Detaylar ve tanıtım videosu için tıklayın!
Mükemmel!