Ad(kritik).com – Reklam EleÅŸtiri ve Analizleri

Internet Reklamları kategorisi

Online Dergiler ve Reklamveren

- Bedava
- İnteraktif
- Ulaşımı ve Takibi Kolay
- Kaliteli – Hızlı İçerik
- Yüksek Tirajlar
- Sınırsız Yaratıcı Sunum ve Uygulamalar

Yukarıdaki maddeler aslında reklamverenin ilgisini çeken sebeplerden bazıları olmasına rağmen henüz sanal dergiler ile reklamverenin yapıcı bir ortaklığa girebildiği söylenemez. Peki bu durum büyük bir sorun mu teşkil ediyor? Hayır! Çünkü online dergiler, basılı yayıncılık kadar masraflı ve zahmetli girişimler değiller. Kaliteli içerik sunabilen sanal dergilerin ilk hedefi her zaman belli kitlelere ulaşabilmek. Bunu sağlayanlar aslında başarılı olmuş sayılırlar. Onların başarısı reklam almak değil, seslerini duyurabilmektir.

Hedeflediği kitle ve tiraja ulaşan online dergiler, bu başarıyı reklamverene nasıl anlatabilirler?
Galiba en önemli soru budur. Çünkü masraflar düşük olsa da, harcanan emeğe destek bulmak çok doğal bir beklentidir. Markaların bu girişimlere destek çıkması elbette arzulanan bir durum, fakat hepsine mi? Bu ne yazık ki imkansız. Çünkü online dergiler henüz markaları içine dahil edebilecek kadar çekici sayılmazlar.

Çekici olmak için Tiyolar:
Devamı için tıklayın »

Hepsiburada: Online Kazanç Ortaklığı

hepsiburada_kazanc

Türkiye’de online alışveriÅŸ dendiÄŸinde akıllara ilk gelen e-ticaret sitesi Hepsiburada.com, bu sıralar TV reklamlarında boy göstermekten daha iyisini yapabilmeyi hedefleyen, fazlasıyla gecikmiÅŸ fikirleri harekete geçiriyor.

Mesela, en son sistemlerine entegre ettikleri Videolar bölümü ile, kullanıcılar ilgilendikleri kategorilerde ürün incelemelerini izleyebiliyorlar.

Şimdi de, site sahiplerine iş ortaklığı fırsatı sunan, Online Kazanç Ortaklığı sistemini aktif ettiler. Site sahiplerinden gelecek başvuruları değerlendirmek için bekliyorlar. Başvurmak isteyenler söz konusu ortaklık detaylarını inceleyebilirler. Detayları ile açıklamışlar.

Tüm bu geliÅŸmelere raÄŸmen, ben hala hepsiburada.com’un çok hantal ilerlediÄŸini düşünüyor, e-ticaret konusunda lider olmalarına raÄŸmen sistemlerine dahil ettikleri uygulamaları yeterli görmüyorum. Benzer geliÅŸmeler daha sık yaÅŸanırsa ben de hepsiburada.com’dan alışveriÅŸ yapan biri olur, sadece fiyat bakmaya girmemiÅŸ olurum. Kim bilir…

Add this, Ad this olur mu?

Ad this

Site ziyaretçilerinin web sitenizdeki içeriÄŸi kolayca link paylaşım (bookmark) sitelerine eklemesini saÄŸlayan servisler, acaba bir gün markaları bu kullanım alışkanlığına dahil edecekler mi ? Birileri “Add this” servisini, “Ad this” yapacak mı?

Bloglar ve portallar bundan bir gelir elde ederler mi ?

Neden olmasın? Madem kullanıcı paylaşmaya alıştı ve bunu oldukça hızlı yapıyor, o halde birileri bu alanı markalar için uygun bir alana dönüştürebilir.

Böyle düşününce akla bir çok uygulanabilir fikir geliyor tabi. Mesela sadece interactive kampanyaların dahil olduğu bir uygulama olur. Zaten ziyaretçi bekleyen marka, hedefine daha zahmetsiz ulaşır.
Ya da Bloglama reklam ÅŸebekesi banner modellerine bunu da ekler.
Ya da birileri çıkar daha anlamlı bir ÅŸey yapmak istiyorum ben der; Bu yazıyı X marka ile paylaÅŸ” der.

Bunlar sadece olasılık tabi… Neden olmasın…
Bazen kullanım alışkanlıklarını, reklam mecrasına dönüştürmek de eğlenceli.
En azından düşünmesi.

Pvirus: Profil Foto Reklamları

Pvirus reklam mecrasi

Pvirus, sosyalleÅŸme üzerine kurulu yeni nesil bir reklam hareketi” diye tanıtılıyor.
İnternetteki sosyal ağlar üzerindeki profil fotoğraflarının, küçük değişikliklerle bir reklam mecrası olarak kullanılmasına imkan veriyor.

Bu küçük değişiklik karşılığında, pvirus üyelerine, her bir hafta için en az 5 YTL ödeniyor.

Brandfame : Videolara Ürün Yerleştirme

Brandfame

Ürün yerleÅŸtirme uygulaması sinema filmlerinin içinde yer alan, fakat reklam olduÄŸu belirtilmeden izleyiciyi savunmasız yakalayan markaların reklamları olarak adlandırılıyor. Reklam kampanyalarına göre daha az maliyetli olmaları da ayrı bir avantaj sayılıyor ki, Amerika’da sadece bu uygulamaya yönelik hizmet veren ajanslar bulunmakta…

İşte bu uygulamayı internet ortamına taşımak için kolları sıvamış bir ajans, Brandfame. Video paylaşım sitelerinin web üzerindeki baskın gücünü fark eden bu ajans; YouTube, metacafe, AOL Video, Revver, vb… bir çok sitede yayınlanacak videolar için ürün yerleÅŸimi ve sponsorluk antlaÅŸmaları yapıyorlar. Yapımcılar videolarına yerleÅŸtirdikleri ürünlerden para kazanıyor. Reklamcılar da markalarını viral yolla milyonlara ulaÅŸtırıyorlar. Harika!

Bakalım Türkiye’den bu uygulamayı baÅŸlatacak cesur bir ajans çıkacak mı?

Reklamz : Linkz : Internet Reklamları

linkz_reklamz

Internet ortamında etkili reklam mecrası oluşturmak aslında sanıldığı kadar kolay değildir. Ürettiğiniz teknoloji fikrinize, fikriniz de teknolojinize sahip çıkarsa burnunuza güzel kokular gelmeye başlar. Lakin bu çok sık yaşanan bir durum değildir. Genelde web trendlerinin zamana yayılımı ile doğrudan alakalı olan bu süreç, doğru sebepler yaratmakla alakalıdır. Doğru sebepler, mecranıza da, reklamverene de sahip çıkar. Kazandırır ve kazanırsınız. Yani?

Yani, internet reklamcılığı basittir. Basit olmalıdır. Karmaşık olan zaten internet’in kendisidir. Bu karmaÅŸayı en iyi kurgulayan ve teknolojisini güncel tutarak en basiti sunan, iÅŸe yarayan bir mecra yaratabilir. Sonrası, yayıncı siteler ile reklamvereni buluÅŸturmaktır. Ama zaten siz sofrayı kurdunuz, bırakın herkes payına düşeni alsın.

Devamı için tıklayın »

Coca Cola : Brrr’la Kazan Kampanyası

Coca Cola Brrr

Coca Cola‘nın son zamanlarda Müslüm Gürses’i etiketleyerek beyinlere kazıdığı yeni slogan ve kampanya elbette ki baÅŸarılı… Tv reklamlarında, daha baskın olarak ünlülerin kullanılması, Coca Cola’nın fazlasıyla etkileÅŸime açık ve eÄŸlenceli “brrr” kurgusuna halkı dahil etmeyeceÄŸi anlamına gelmiyor tabii ki… Hatta başından beri arzulanan da bu. Tüketici brrr desin, demese de diyeni izlesin, izlemese de bilsin ki; orada brrr gibi bir coca cola duruyor!

Bu fikre özel hazırlanan sitede, dileyen herkes etkileÅŸime dahil olabilecek. Katılımcılar Brrr’ladıkları videoları gönderecek, göndermeyenler izleyecek ve oylayacak, en çok oy toplayan da Coca Cola mini buzdolabı kazanacak.

Anahtar kelimemiz yine : Çılgınlık!… Yine kim daha fazla çıldırıp, brrr’larsa o kazanacak…

Aslında, yapılması gerekenler yapılıyor. Fakat alıştığımız “gönder-oy topla-kazan” kurgusunu, tek sitede çözme fikrinden kaçmak lazım artık. Ben daha yaratıcı ve web trendlerini en iyi kullanan sunumları görmeyi arzuluyorum.

Staedtler : Take Note

staedtler viral kampanya

Dünya pazarında lider bir konuma sahip, dayanıklı yazım ve çizim gereçleri üreten Staedtler firması, Avustralya genelinde baÅŸlattığı viral kampanyada oldukça baÅŸarılı olmuÅŸa benziyor. Take Note adlı kampanya ve onun için hazırlanmış micro sitede ziyaretçiler el yazısıyla yazılmış notlar oluÅŸturabiliyorlar. OluÅŸturdukları notları “Arkadaşıma – Yabancıya – Kendime ” gibi üç farklı kategoride seçim yaparak gönderme ÅŸansı yakalayan katılımcılar, Staedtler gibi bir markanın da arkasına sığınarak kendi hayatlarından notları tüm Avustralya ile paylaşıyorlar. İyi fikir!…

Pirelli Film : Uma Thurman : Mission Zero

Pirelli Film

Yenilikçi iletiÅŸimde uzun geçmiÅŸleri olan markalar, reklam filmlerinin haricinde internet için de kendi kısa filmlerini hazırlıyor ve bunların viral yollarla kullanıcıya ulaÅŸmasını hedefliyorlar. İnternet’in sonsuz kullanım olanakları göz önüne alındığında, herhangi bir marka için hazırlanmış kısa film web ortamına koyulduÄŸu anda küresel boyutta bir eriÅŸim ve bilgi paylaşımına imkan veriyor.

Bu geliÅŸimi iyi deÄŸerlendiren markalardan biri de; Pirelli. Devamı için tıklayın »

Etiket reklamlar : Sosyomat

Sosyomat Reklam

Web Trendlerinin son yıllarda en hızlı etkileÅŸim gösteren fikri; Etiket (TAG), dünya genelinde bir çok projede farklı farklı ÅŸekillerde uygulanıp, internet kullanıcısına sunuldu. Bunların hepsinin tek bir amacı vardı. “Sosyal BaÄŸ Kurmak“.
Türkiye sınırları içersinde ise bu durum, blog sitelerinin de etkisi ile ziyaretçi sayısı fazla internet sitelerine ek bir kullanım kolaylığı sağlaması dışında pek de üzerinde durulup, tek bir fikirde kurgulanmamıştı. Ta ki Pilli grubu olaya elini atana kadar.

Sosyomat, “etiketler üzerinde dönen yeni nesil bir sosyalleÅŸme aracı” tanımıyla internet kullanıcılarına sunuldu. Kısa sürede bir çok kiÅŸi sisteme kayıt oldu ve eÄŸlence baÅŸladı!. Yaratılan bu platformda, kiÅŸiler kendilerini etiketlerle ifade ediyorlar. Bundan böyle her etiket sosyal bağın bir parçası olup diÄŸer kiÅŸilere yayılıyor. Kullanıcılar açılan etiketlere yorum yapabildiÄŸi gibi, sisteme dahil olmuÅŸ arkadaÅŸlarına da etiketler yapıştırabiliyorlar. Böylece etiketler üzerine kurulu “sosyalleÅŸme aracı” yaratılmış oluyor.

İnsanların kendilerini etiketlerle ifade ettiÄŸi bir ortamda, markalar da varlığını gösteriyor tabii… Hatta Özgür Alaz, kendince bir analiz yapıp, Sosyomat Marka Ligi baÅŸlıklı yazısında sosyomat’da etiket olan markaların popülerliklerinden bahsetmiÅŸti. Yani aslında markalar isteseler de istemeseler de orada etiket halinde duruyor, insanları ifade ediyorlardı. Bu durumun farkına varıp, etkileÅŸime daha özel yoldan dahil olacak markayı dört gözle bekliyordum ki, Snickers markası açılışı yaptı.

Snickers® ye, futbola doy! sloganlı etiketi ile sosyomat anasayfasındaki ilk marka olan snickers, aslında diÄŸer markalara da göz kırpmayı baÅŸardı. Kısacası, “etiket reklam” diye adlandırılan alternatif metin reklamları devreye sokulmuÅŸ olunup, sosyamat’ın ilerleyen zaman içersinde, özel reklam etiketlerine daha sık yer veren bir mecra haline gelmesi gerektiÄŸi anlaşıldı.