Pepsi Max : Aysun Kayacı

Pepsi Max, Alice BBDO reklam ajansı tarafından yaratılan yeni reklamıyla adından söz ettimeyi hedefliyor. Filmin en büyük sürprizi ise; Aysun Kayacı ve öpüşme sahneleri.
“Hayatını Maksimumda Yaşa” Sloganlı Pepsi Max, Şeker İçermiyor. Yani Pepsi markası kola pazarında bir devrim başlatıp, ilk maksimum kola tadını veren şekersiz kolayı üretiyor. Şekersiz bir dünyayı tercih eden, hayattan keyif alan, kendine özgü tarza sahip erkeklerin kolası olma iddiasını taşıdığı belirtilerek hedef kitleye dikkat çekiliyor. Siyah açma halkası, siyah ve mavi renkli ambalajı da buna görsel bir anlam yüklemeyi başarıyor. Böylece tüketicilerine maksimum duygular vaat eden “Pepsi Max Effect” kampanyası hayata geçiyor.
Pepsi Max Effect Kampanyası :
“Pepsi Max’ın şekersiz maksimum tadını alan, Aysun Kayacı’yı öpmüş kadar olur!” iddiasını taşıyan filmin hem görsel hem de stratejik olarak fazlasıyla dikkat çekmeyi amaçladığı ve bunu başardığı kesin. Kampanyanın oluşmasında büyük etkileri olan; Öpüşmek - Dudak - Ruj - Güzellik vb. gibi anahtar kelimelerin fazlasıyla hakkını verebilecek ünlü Aysun Kayacı, filmde gayet iyi iş çıkarıyor ve hedef kitleye ” o odada ben olmalıydım” dedirtmeyi başarıyor. Buzz!
Şimdilik herşey yolunda. Kampanya istediği etkiyi reklam filminde yaratmayı başardı. Bundan sonra neler olur?
Başarıya Teşvik Eden Markalar

Son zamanlarda bazı markaları, tüketiciyi başarıya davet eden öykülemeleri, insanların ulaşmayı hedefledikleri hayallerine sahip çıkması gerektiğini vurgulayan mesajları ve tüm bunları yaparken klasik ünlü kullanımını daha da samimileştiren kurgularıyla izlemeye başladık. Kendi alanlarında zirveye oturmuş ünlülerin başarı hikayelerini bizzat kendilerinden dinliyoruz. Bir başkası onlar için konuşmuyor. Sadece reklamın sonunda marka kendi sloganını damgalıyor ve tabi herkesi başarıya davet ediyor. “Onlar yaptı, sen de yapabilirsin. Tek ihtiyacın olan kendine inanman ve hayallerine sahip çıkmandır.” diyor.
Peki bu markalar hangileri ? (Yazının devamı)
Samsung Blackjack : Cingular

Shilo, Cingular firmasına Samsung Blackjack ürünü için harika bir reklam filmi hazırlamış. Görsel etkisi kuvvetli reklam filmi, IPod Nano reklamını andırsa da, el çabukluğu ve yüksek teknolojiyi bir arada sunan başarılı bir simülasyon uygulaması ile doğru sonuca ulaşılmış diyebiliriz.
Reklam Filmi için tıklayınız
Reklam Filmini You Tube’ da izlemek için tıklayınız
Electrolux : Sizi düşünen marka
Electrolux markası “Thinking of you” sloganlı TV reklamı ile tüketiciye sunuldu. 150 ülkede 400 milyon ailenin hayatında yer aldığını belirten ve buna sebep olarak da “çünkü herşeyi onları düşünerek yapıyoruz.” cümlesiyle açıklığa kavuşturan Electrolux markası, bizlere işinden evine gelen bir insanın ilk girişte rahatlamak için yapacağı eylemleri beyaz eşyaların içinde gezinmesiyle gösteriyor, seyirciyi etkiliyor. Böylece ihtiyacımız olan teknolojinin Elektrolux’te bulunabileceğini anlatmış oluyor.


Ürettikleri teknolojik ürünleri, tükticinin istek ve ihtiyaçlarına göre tasarlayan bir marka olmayı hedef etmiş, aslında bunu da başarmış olduğuna inanan Electrolux markası, son sahnedeki robot süpürge örneğiyle de teknolojik gelişiminde sınır tanımadığını mizahi bir anlatımla vurgulamayı başarmış. Bu da senaryo ve kurgusuyla dikkat çekici bir reklam filmi ortaya çıkarmış. Markanın bilinirliğini artıran görsel anlatımı ise hedef kitlesi için fazlasıyla yeterli. (Yazının devamı)
Exper Bilgisayar: Hacker Ana

Türkiye’nin gizli kahramanlarına bir yenisi daha eklendi. Evin Ana, Ayşe teyze derken, şimdi de Hacker Ana tüketiciye doğru ve kaliteli olanı sunuyor. Bilişim sektöründe, kullandığı son teknoloji ile ses getirmek isteyen Exper Bilgisayar için hazırlanan reklam kampanyasının yeni kahramanı Hacer Ana, lakabı ise Hacker Ana. Hayatını doğrulara adamış olup, kullandığı son teknoloji ürünü Exper bilgisayar ile kötülerin sinsi planlarını bozan, hortumlanan paraları yardım kurumlarına bağışlayan, kötülere ders veren bir kahraman kendisi!
Dış görüntüsü itibariyle, emekli maaşıyla geçimini sağlayan, uzun paltolu, baş örtülü, parmağında yüzükler kollunda bilezikler, sevimli mi sevimli bir teyze. Kendisi Exper mağazalarının kampanyalarından yararlanıp, adeta evine bir teknoloji merkezi kurmuş ki, kötüleri dize getiren bilgisayarını dantel örtülerle bile süslemiş. Tabii durum böyle iken, herkes Hacker Ana’nın bir an önce bulunması için harekete geçmiş. (Yazının devamı)
Garanti Bankası: Flexi Card
Garanti Bankası, tüketicilerin kendi tercihine göre yaratabilecekleri “Flexi Card“ı tanıtmaya devam ediyor. Flexi Card’ın bonus, taksit, kampanya, faiz gibi özellikleri, kullanıcı tarafından harcama ve ödeme alışkanlıklarına göre belirlenebildiği gibi kart tasarımı da kullanıcı tarafından hazırlanabiliyor. Böylece, son yıllarda bilindik markaların tüketiciye sunduğu özgün ve özgür olma anlayışı bankacılık sektöründe de kendini belli etmiş oluyor.

Garanti bankası, bu kartla müşteri memnuniyeti anlayışını bir adım daha ileri götürmeyi amaçlıyor. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan; reklam filmi, açıkhava uygulamaları, basın reklamları ve kartın kendi adına kurulmuş bir websitesi mevcut.
Peki bunlar ne kadar etkililer?
Flexi card iletmek istediği mesajı en basit haliyle sunuyor. Esnek bedene sahip şube görevlisinin, müşterisi tarafından şekilden şekile sokulması fikriyle senaryolaştırıp, tüketiciye gülmesi ve eğlenmesi için neredeyse yalvarıyor. Esneklik fikrini, kişiye özel bankacılık ve tasarım anlayışıyla doğrudan tüketiciye ulaştırmaya çalışırken, bir defadan sonra etkisini kaybedecek bir kurguda nefes almaya çalışıyor. Tüketiciye tüm detaylarıyla kendi tasarlayabileceği bir kredi kartı yaratmasına rağmen, bu durumdan habersizmiş gibi kurgulanan bir reklam filmi ile hedef kitlenin karşısına çıkıyor. Banka müşterisinin, şube çalışanını şekilden şekile sokmasını izleyen seyirci, doğal olarak bunu sıkıcı buluyor. Yani flexi card’ın yaratılmasında garanti bankası değil de sanki müşteriler etkili rolü oynuyor.
Kullanıcının karşısına “siz istediniz, biz yarattık” gibi bir mesajı, istekleri doğrultusunda şube görevlisini esnek şekillere sokan müşteri ve bu duruma şaşırmış şube görevlisinin var olduğunu bir senaryo ile çıkarsanız, hedef kitleyi baştan sıkar, kampanyanın devamında hep aynı sahneleri, farklı ortamlarda sunmak zorunda kalırsınız.
Bunun yerine, isteklerini sözlü olarak anlatan müşterinin karşısında, esnek beden hareketleriyle isteklere şekilden şekile girerek karşılık vermeye çalışan, müşteriyi şaşırtan ve onu teşvik eden bir şube görevlisi çok daha etkili olabilirdi. Böylece fikrine sahip çıkan ve bunu kullanıma sunmaktan zevk duyan bir banka kartı imajı yaratılmış olunurdu. Fakat şu aşamada elimizde sadece soğuk bakan, şaşkın, esnek bedenli bir şube görevlisi ve onun bu hallere girmesine sebep olan müşteri (çatlak kadın) imajı var.
Teksüt: Erkan Yolaç: Evet-Hayır
Süt ürünleri üreticisi Teksüt reklam filmleriyle ekranlarda belirdi. Kampanya kapsamında bir çıkış ve iki devam filmi ekranlarda boy gösterdi. Bu filmlerde markanın üç lokomotif ürünü olan kaşar peynir, krem peynir ve beyaz peynir ayrı ayrı işlendi ve bu duruma yardımcı olması için de Türk halkının yakından tanıdığı isim; Erkan Yolaç seçildi.
Slogan ise kolay ve etkili; adı tek tadı tek!

Neden Erkan Yolaç ?
Erkan Yolaç ismi, Türk halkının zihninde bir saygınlık ifadesi olarak yer almaktadır. Kendisi geçmişten günümüze Türk toplumunun en iyi bildiği TV oyunlarının başında gelen Evet-Hayır Yarışması’nın kıvrak zekalı, başarısı kadar da ünlü şovmenidir. Yarışmanın bilinen formatıyla bir reklam çalışmasında canlandırılması izleyicinin yüzüne gülümseme katmış, ona nostalji yaşatmış ve en önemlisi tanıtımı yapılan markanın hızlı ve kolay yoldan algılanmasına olanak sağlamıştır. Buna ek olarak da reklam filmlerinde doku olarak günümüz Türk aile yapısı işlenince, Erkan Yolaç ismi tüketici tarafından daha da anlamlı karşılanmıştır.
Yani Teksüt markası, ürettiği süt ve diğer ürünleri gibi bembeyaz, tertemiz ve lekesiz bir isimle özdeşleştirilmiştir. Akıllıca!
Takside Sinema Keyfi : Vestel DVD Oynatıcı

Vestel, ürettiği teknolojiyi Ata Demirer ile tanıtmaya devam ediyor. “Komik olsun, Vestel’in olsun” felsefesiyle tüketiciye ulaşmaya çalışmalarının yanı sıra, üretmiş oldukları yüksek teknoloji ürünleri gelişi güzel fakat komik bir adamın yardımıyla sunma fikirlerinin sorunsuz işlediğini sanıyorlar. Fakat bence yanılıyorlar. Her adımlarında kendilerinden biraz daha uzaklaşıyorlar. Her yeni reklamda espriden biraz daha uzaklaşıp, tüketiciye basit komiklikler yapan marka olup çıkıyorlar.
Buna ihtiyaçları mı var ?
Vestel markasının ilk amacının “her eve girmek” olduğunu biliyorum. Bu da demek oluyor ki en az 10 sene sonra Vestel dev bir marka olacaktır. Şimdilik daha ucuz, daha fazla kampanya yapan, daha uzun vadeli satış imkanları sunarak gelişmeye devam edeceklerdir. Aslında buraya kadar sorun yok. İzledikleri yol, gelişimlerini gözlemlediğimizde gayet iyi gidiyor.
Fakat sen gidip taşınabilir DVD oynatıcıyı takside keyif diye sunarsan gülmezler adama, somurturlar!.. ne Ata Demirer ağır basar, ne de senin kullanışlı ürünlerin… Çünkü tüketici mantıklı düşünmek ister. Alacağı ürünün pahalı olacağını bilir ve her takside olmasına katlanmak istemez. Bunun olmayacağını bilse de, senin taksiye zorla sıkıştırdığın yüksek teknolojini almaz… gider yabancı markalardan seçim yapar.
Parasını harcıyan tüketiciye ulaşamıyorsan, en azından bu teknolojiyi kendi arabasına sokamayacak taksi şöförlerine komiklik yapmamalısın.
Sanal Reklamlar ve Kurtlar Vadisi

Dün (6 Ekim 2005) milyonları ekranlara kilitleyen Kurtlar Vadisi dizisinin merakla beklenen ilk bölümü yayınlandı. Herkesin merakla beklediği dizide “sanal reklam” uygulaması dikkatleri çekti. Pepsi ve Çaykur markalarının dahil edildiği uygulama ile Türkiye’ de bir ilk de denenmiş oldu. Böylece DigiTürk’ ün futbol maçları için kullandığı sanal reklamlar, artık yerli yapım bir Tv dizisinde de boy göstermiş oldu.
Dizinin belli yerlerinde Pepsi ve Çaykur markaları masa ve sehpaların üzerinde seyirciye sunuldu. Fakat o kadar düzensiz ve özensiz sunuldular ki, Pepsi tenekleri ya da çay paketleri telefon kablolarının üzerinde bile rahatça durabiliyordu. Tepside uçan pepsi kutusu mu dersiniz, yoksa sehpanın altına yerleştirilmiş çay mı? detaylar çok rahatsız edici ama bir o kadar da dikkat çekiciydi. (Yazının devamı)
Halı Arabesk Sektörü
Türkiye’ de halı sektörü ne kadar hareketli ve neşeli gözüküyor değil mi ?
Televizyon’da her kanalda bir halı reklamı bize türküler söylüyor, halay çekiyor, taklalar atıyor. Zevkten dört köşe bir şekilde indirim ve kampanyalarını tüketiciye duyuruyorlar. Hatta bazıları o kadar neşeli ki, indirimlerinden bahsederken anlamsız anlamsız espriler bile yapmak zorunda kalıyorlar. Aslında hepsi boş yere para harcayıp duruyorlar. Eminim onlar bizim gelişi güzel yazılmış reklam senaryolarına kahkahalarla güldüğümüzü ya da kullandıkları ünlülerin her zamankinden daha komik olduklarını sanıyorlar. İnanın bana hata ediyorlar…
Aslında hepsi tek kelime ile ÇÖP !
Merinos - Merinos Halı ( İbrahim Tatlıses ) :
İbrahim Tatlıses zaten kendine özgü Tv programında (İBO SHOW), konuşması ve tavırlarıyla izleyicinin bildiği yakından tanıdığı ve takip ettiği bir ünlüdür. Durum böyle iken neden ayrıca Tv reklamı yapma ihtiyacı duyarsın ki ? zaten var olan ve başarılı izleme ratingleri alan bir show programını yakalamışsın, ne diye bir daha bağıra bağıra aynı şeyleri tekrarlıyorsun ? İbrahim Tatlıses, programında senin reklam filminde yaptığın esprilerin daha iyisini yapar, markanı daha çok sattırır.
Padişah Halı - Merinos Halı ( İzzet Yıldızhan ) :
Yine aynı şirket ( Merinos ) kendilerine ait Padişah halı markasında İzzet Yıldızhan’ ı kullanıyor. Yine aynı konsept ve gelişi güzel arabesk show esprileri. Babadan oğula geçen halıcılık falan filan… Bize ne bundan ? sonuçta sen de merinos halı’ nın bir parçasısın. Yoksa sadece İzzet Yıldızhan sevenleri için mi bir halı üretiliyor da bizim haberimiz yok ? Aynen birinci de olduğu gibi zatan bildiğimiz şeyi bize boşuna para harcayarak anlatıyorlar.
Saray Halı ( Mehmet Ali Erbil ) :
Mehmet Ali Erbil’in sunduğu ‘’Ah Kalbim'’ adlı eğlence programına sponsor olarak en iyi işi yapan, satış grafiklerini artırmalarına rağmen, neden bir daha Erbil’ in klonlanmış halini aynı konseptde müşterine sunarsın ki ? Zaten başarılı bir seçim yapmışsın ve programın en fazla sözü edilen markası olarak yerini almışsın, bir daha neden bize biraz daha komik olarak geri dönmek istiyorsun ? (Yazının devamı)