Brandfame : Videolara Ürün Yerleştirme

Ürün yerleştirme uygulaması sinema filmlerinin içinde yer alan, fakat reklam olduğu belirtilmeden izleyiciyi savunmasız yakalayan markaların reklamları olarak adlandırılıyor. Reklam kampanyalarına göre daha az maliyetli olmaları da ayrı bir avantaj sayılıyor ki, Amerika’da sadece bu uygulamaya yönelik hizmet veren ajanslar bulunmakta…
İşte bu uygulamayı internet ortamına taşımak için kolları sıvamış bir ajans, Brandfame. Video paylaşım sitelerinin web üzerindeki baskın gücünü fark eden bu ajans; YouTube, metacafe, AOL Video, Revver, vb… bir çok sitede yayınlanacak videolar için ürün yerleşimi ve sponsorluk antlaşmaları yapıyorlar. Yapımcılar videolarına yerleştirdikleri ürünlerden para kazanıyor. Reklamcılar da markalarını viral yolla milyonlara ulaştırıyorlar. Harika!
Bakalım Türkiye’den bu uygulamayı başlatacak cesur bir ajans çıkacak mı?
Da Vinci Şifresi ve Sony Ericsson
Dünya genelinde büyük ilgi gören Da Vinci Şifresi filmine iletişim sponsoru olan Sony Ericsson, gerçekleştirdiği etkileşimli pazarlama projesi ile katılımcılara film için binlerce bilet, Paris seyahatleri, Sony Ericsson cep telefonları ve indirim çekleri hediye ediyor. Bu projede e-posta, Web, SMS gibi bir çok pazarlama kanalının bir arada kullanılabildiği bir yapı oluşturdu. Çok da güzel kurgulandı ve hedef kitleye sunuldu.

Beklenen tarih geldi ve tüm Da Vinci Şifresi sevenler ilk günden sinema salonlarını doldurdu. Film öncesinde Sony Ericsson tarafından uyarıldılar. Sony seyircilere bir soru sordu ve filme entegre edilmiş bir bulmaca başlattı. Bu sayede hem kurgulanan proje zevkle takip edildi, hem de film senaryosuna bütünleşik mükemmel bir uygulamaya şahit olundu.
Soru:
Robert Langdon ve Sophie Neveu, bir gencin Sony Ericsson telefonunu kullanarak araştırmalarında önemli bir ipucu elde ederler. Bu sahne nerede geçmektedir?*
A) Araba B) Tren C) Otobüs
Da Vinci Şifresi filminde Sony Ericsson kullanılan sahneleri dikkatlice izlerseniz siz de kazanabilirsiniz! Yapmaniz gereken tek şey yukarıdaki sorunun dogru şıkkını ve adınızı, soyadınızı ve yaşınızı aralarda birer boşluk bırakarak yazıp, 0505 944 19 99’a göndermek.
Harika!
Markalar, Maceraya Hazır Mısınız?

Kod adı “İstanbul” olan Türkiye’nin ilk 3B MMOG oyunu, oyuncuları macera dolu sanal bir İstanbul’a sürükleyecekmiş. Mynet’e bağlı olarak (www.sobee.com.tr) adlı sitede sunulan projenin alfa test kayıtları da tamamlanmış. İlk etapta Eminönü’nün tarihi ortamında başlayacak olan bu macera, zaman içinde İstanbul’un diğer mekanlarına da taşacakmış.
MMORPG Oyunların, kişiler üzerinde cidde alışkanlıklar yapması göz önüne alınırsa, reklamverenin hızlı ve kendinden emin hareket etmesi gereken bir proje hayata geçiriliyor demektir. (M)assively (M)ultiplayer (O)nline (R)ole (P)laying (G)ame, adı verilen bu oyun türü dünya’nın her yerinden milyonlarca kişi tarafından oynanan bilgisayar oyunlarıdır. Bu oyunların ortak yanı, hepsinin sadece internette bir server’a bağlı kalındığı sürece oynanabilmesidir. Oyuncular, bir karakter yaratarak oyuna başlar ve bağımlısı olur çıkar.
Türkiye’ de böyle bir oyunun var olması akıllıca bir girişimdir. Bu girişime katkı gösterip, oyun içine reklam yerleştirmek isteyen firmalar ellerini çabuk tutup, markalarını bu heyecana dahil etmelidirler diye düşünüyorum.
Benden söylemesi…
Sanal Reklamlar ve Kurtlar Vadisi

Dün (6 Ekim 2005) milyonları ekranlara kilitleyen Kurtlar Vadisi dizisinin merakla beklenen ilk bölümü yayınlandı. Herkesin merakla beklediği dizide “sanal reklam” uygulaması dikkatleri çekti. Pepsi ve Çaykur markalarının dahil edildiği uygulama ile Türkiye’ de bir ilk de denenmiş oldu. Böylece DigiTürk’ ün futbol maçları için kullandığı sanal reklamlar, artık yerli yapım bir Tv dizisinde de boy göstermiş oldu.
Dizinin belli yerlerinde Pepsi ve Çaykur markaları masa ve sehpaların üzerinde seyirciye sunuldu. Fakat o kadar düzensiz ve özensiz sunuldular ki, Pepsi tenekleri ya da çay paketleri telefon kablolarının üzerinde bile rahatça durabiliyordu. Tepside uçan pepsi kutusu mu dersiniz, yoksa sehpanın altına yerleştirilmiş çay mı? detaylar çok rahatsız edici ama bir o kadar da dikkat çekiciydi. (Yazının devamı)
Relax Çiğne, Sakinle !
Araştırmalara göre tüketicilerin çoğu, neden sakız çiğnersiniz ? sorusuna ‘’ sakinleşmek ve sinirleri yatıştırmak için çiğnerim ‘’ cevabını vermiş. Belli ki Relax markası da tüketicelerden gelen bu cevabı dikkate alıp, harekete geçmiş. Sakız çiğneyerek bizleri sakinleştirmeye yoğunlaşıp ve bunu yaparken de reklamarında içerikten ziyade mecra kullanımına önem vermişler. Peki ama bunu nasıl yaptılar ?
Öncelikle ‘’ RELAX ‘’ kelimesinin önemini ve marka değerinin bilincinde olan bir tüketiciye hizmet verdiklerini biliyorlardı ve buna göre hareket etmeyi amaç edindiler. Sonra insanların sinirlendikleri anları yakalayıp, mesajı marka ile birleştirdiler. Mesajımız çok açık. Relax, günlük hayatımızda bizi sinirlendiren ve yoran detaylardan uzak durmamızı, hayatın tadını çıkarmamızı istiyor. (Yazının devamı)
Türk Sineması ve Ürün Yerleştirme
Ürün yerleştirme uygulaması sinema filmlerinin içinde yer alan reklamlar olarak adlandırılabilir. Ancak televizyondakinin tersine, reklamlar ayrı bir bölümde değil filmin içinde bulunuyorlar. Reklam olduğu herhangi bir şekilde belirtilmiyor. Dolayısıyla izleyici markaların mesajları karşısında savunmasız yakalanıyor. Ürün yerleştirmenin markaya katkısı konusunda bolca tartışmalar olsa da kullanımının giderek arttığı görülüyor. Reklam kampanyalarına göre daha az maliyetli olmaları da ayrı bir avantaj sayılabilir. Mesela Amerika’da sadece bu uygulamaya yönelik hizmet veren ajanslar bulunmakta. Unique Product Placement ajansından Gary Mezzatesta ‘’ eğer izleyici filmdeki bir kareye bakıp ‘’ bunun için ne kadar ödediklerini merak ediyorum ‘’ diyorsa bu başarısız bir ürün yerleştirmedir'’ demiş. Yani Marka ile yaşam arasında bağ kurmak eylemi biraz sorgulanmalıdır diyebiliriz.
Peki ya Türkiye’de durumlar nasıl ? Nasıl olacak cezalar yağmaya devam ediyor. Daha bugün Marketing Türkiye ‘nin haberinde Hırsız Var filmine 50.000 YTL ceza gelmiş. Çok normal… Çünkü ne yazık ki hala ürün yerleştirme uygulamalarına bakıldığında markanın logosunun ya da ürünün kendisinin perdede gözüktüğü klasik anlayışın devam ettiğini görülüyor. Bu filmde en başarılı ürün yerleşimi Max Factor için yapılmış diyebilirim. Makyaj uzmanlarının kendi tercihleri olması ve ürün ile yaşam arasında bağ kurabilmede başarı tek bu markada kendini belli etmiş. Diğerleri ‘’ buna ne kadar ödemişler ‘’ dedirten cinsten yerleşimler. Her yerde Siemens cep telefonu, ve Audi marka otomobil kullanılmış. Nerdeyse sadece ambulans Audi değil.. Hayırlısı olsun diyelim ve biraz da başarılı uygulamalardan bahsedelim.
Şans Kapıyı Kırınca
Son zamanlarda Türk Sinemasında aklımda yer etmiş en başarılı ürün yerleştime uygulaması BEKO için yapılmış olandır. Şans kapıyı kırınca adlı filmde BEKO markası nerdeydi be kardeşim diyenleriniz varsa, zaten ayrı bir başarıdır. Film boyunca BEKO hep karşımızda idi. Yaşam ile ürün arasındaki bağ çok güzel kurulmuştu. BJK - BEKO ikilisi bu işi beraberce yaptılar. Filmde bulunan Yaman adlı karakter, beşiktaş formasını üstünden çıkarmadı. Beşiktaş takımının ana sponsorlarından biri olması dolayısıyla, bu duruma alışık seyirciler tarafından göze batmadı. Markanın kimliğine dair hiç bir şey söylenmemiş olsa da istediği farkındalık yaratmaksa gayet başarılı idi.
Umarımı hep başarılı örnekleri eleştiririz ve kimse de ceza ödemek zorunda kalmaz.
Converse - göz teması
Yaklaşık bir asırlık performans ayakkabısı markası Converse’in tüm dünyada değişen anlayışıyla beraber Türkiye için yürütülen kampanya da ürünlere farklı bir bakış açısı ile yaklaşmış. ‘’ Just rubber and canvas ‘’ olarak tanımlanan ürünlerdeki bu sadeliği çıplaklık ile bütünleştirmişler. Hazırlanan ilanlarda spor dünyasının klasiği Converse’i yeniden konumlandırmışlar. Converse’ i hayatın çeşitli anlarına yerleştirerek ürünün ve markanın özelliklerini bu konsept çerçevesinde farklı bir dilde anlatmışlar. Yine bu özgürlüğü çıplaklıkla resmederek ‘ Sırt Masajı ‘ ile ürünün rahatlığını, ‘ Göz Teması ‘ ile çekiciliğini, ‘ Dikbaşlı ve Özgür ‘ ile kullanıcısına yüklediği kişiliği, ‘ Yıldızların Altında’ ile prestijini, ‘ Yer Çekimi ‘ ile markanın gücünü, ‘ Arkana Bakma ‘ ile yarattığı özgür irade ve tüm bu özelliklerin hedef kitleyi nasıl konumlandırdığı çok güzel bir dilde anlatılmış.
Renklerindeki canlılık açık açık ortaya konulmuş ve başarılı bir sunumla hedef kitle ilgi merkezine odaklandırılmış. Karşıt Nokta reklam ajansını ve tüm ekibi tebrik ederim.
Ad(kritik).com nedir ?
Ad(kritik).com reklam eleştirmenlerinin blog sitesidir. ‘’ Reklamcının derdinden reklamcı anlar ‘’ sözüne inanmayan, mail gruplarına sıkışıp dedikodu yapmayan, gözlemlerinde ve eleştirilerinde objektif olan, iyi huylu ego sahibi bir internet sitesidir. Ziyaretçilerinin eleştiri ve yorumlarına saygı duyar, onları önemser.
Hep ben biliyorumcu değildir. ‘’ Daha iyi nasıl olur ? ‘’ sorusuna cevap bulmaya çalışırken, yapıcı eleştirilerle fikirlerini ortaya koyar. Her yeni günde, yazacak bir çok şey bulur. Üretmeyi, tüketmekten daha çok sever.