Ad(kritik).com – Reklam Eleştiri ve Analizleri

Online Dergiler ve Reklamveren

- Bedava
- İnteraktif
- Ulaşımı ve Takibi Kolay
- Kaliteli – Hızlı İçerik
- Yüksek Tirajlar
- Sınırsız Yaratıcı Sunum ve Uygulamalar

Yukarıdaki maddeler aslında reklamverenin ilgisini çeken sebeplerden bazıları olmasına rağmen henüz sanal dergiler ile reklamverenin yapıcı bir ortaklığa girebildiği söylenemez. Peki bu durum büyük bir sorun mu teşkil ediyor? Hayır! Çünkü online dergiler, basılı yayıncılık kadar masraflı ve zahmetli girişimler değiller. Kaliteli içerik sunabilen sanal dergilerin ilk hedefi her zaman belli kitlelere ulaşabilmek. Bunu sağlayanlar aslında başarılı olmuş sayılırlar. Onların başarısı reklam almak değil, seslerini duyurabilmektir.

Hedeflediği kitle ve tiraja ulaşan online dergiler, bu başarıyı reklamverene nasıl anlatabilirler?
Galiba en önemli soru budur. Çünkü masraflar düşük olsa da, harcanan emeğe destek bulmak çok doğal bir beklentidir. Markaların bu girişimlere destek çıkması elbette arzulanan bir durum, fakat hepsine mi? Bu ne yazık ki imkansız. Çünkü online dergiler henüz markaları içine dahil edebilecek kadar çekici sayılmazlar.

Çekici olmak için Tiyolar:
Devamı için tıklayın »

Golden Drum 2008 Ödül: Dask, Deprem

Türkiye’den Basın kategorisinde Golden Drum(Altın) kazanan ajanslardan Grey Istanbul’un Deprem adlı kampanyası ödülü fazlasıyla hak etmişti. Tüm yaratıcı ekibi tebrik etmek lazım. Harika iş çıkardılar.

Ülkemizde etkili olan doğal afetleri önem sırasına göre listelediğimizde karşımıza çıkan “Deprem” gerçeği ve bu durumun DASK kampanyasına fazlasıyla sorumluluk kattığı düşünüldüğünde, emlak ilanlarınına bakan bireylere “Sallanmayın” dese de, onları fazlasıyla sallayıp, etkilemeyi başarmış bir çalışmadır.
Böyle olunca ödülü kapar gelirsin zaten!

Diğer ödül almış çalışmalara da buradan göz atmalısınız.

Hepsiburada: Online Kazanç Ortaklığı

hepsiburada_kazanc

Türkiye’de online alışveriş dendiğinde akıllara ilk gelen e-ticaret sitesi Hepsiburada.com, bu sıralar TV reklamlarında boy göstermekten daha iyisini yapabilmeyi hedefleyen, fazlasıyla gecikmiş fikirleri harekete geçiriyor.

Mesela, en son sistemlerine entegre ettikleri Videolar bölümü ile, kullanıcılar ilgilendikleri kategorilerde ürün incelemelerini izleyebiliyorlar.

Şimdi de, site sahiplerine iş ortaklığı fırsatı sunan, Online Kazanç Ortaklığı sistemini aktif ettiler. Site sahiplerinden gelecek başvuruları değerlendirmek için bekliyorlar. Başvurmak isteyenler söz konusu ortaklık detaylarını inceleyebilirler. Detayları ile açıklamışlar.

Tüm bu gelişmelere rağmen, ben hala hepsiburada.com’un çok hantal ilerlediğini düşünüyor, e-ticaret konusunda lider olmalarına rağmen sistemlerine dahil ettikleri uygulamaları yeterli görmüyorum. Benzer gelişmeler daha sık yaşanırsa ben de hepsiburada.com’dan alışveriş yapan biri olur, sadece fiyat bakmaya girmemiş olurum. Kim bilir…

Öğrencilerden Yaratıcı Reklam Fikirleri

doritos
Bu haber, “Benim harika reklam fikirlerim var. Şu okul bitse de reklam sektörüne bir adım atsam!” diye heyecanlanan reklamcılık bölümü öğrencilerine ufak bir tavsiye niteliğindedir.

Sakın gereksiz yere fikirlerinize güvenmeyin. Markaların işine gelmedikçe hayata geçmeyen fikirleriniz birikmeye başlayacaktır. Fikirler bizim onlara kattığımız enerji olmadan bir işe yaramazlar. Markalar da böyle… Sektöre girmek için okulun bitmesini beklemeyin! Aktif olun. Üretin. Daha çok deneyin. Fikirlere enerji, dolayısıyla anlam katın. Markalara da…

Advertnew.com‘da yayınlanan Öğrencilerden 10 Yaratıcı Reklam Fikri haberi size iyi gelecektir.

DeFacto: Akdeniz Modası ve Şalvar

Defacto

Yılların tekstil firması Ozon Group, sektörde her zaman başarılı bir kumaş üreticisi olarak bilinir ve Türkiye’deki irili ufaklı tüm tekstil firmaları bunun farkındadır. Bu durum tekstil sektörüne göz attığınızda hemen dikkatinizi çeker. Dünyanın sayılı firmalarıyla iş yapma gücünü elinden bırakmayan Ozon Group, neden birden markalaşma sürecine girdi?

Markalaşarak, hazır giyimin perakende ayağında olmak… Bu ne yazık ki bahsedildiği kadar kolay değil !

Önce dört ayrı markanın patenti alınıyor. Bunlar sırasıyla; kadın markası Chale, erkek giyim markası DeFacto, çocuk markası Captain Hook ve triko markası Kazakçı. Sonra bu markaları tüketicinin tepkisini ölçmek, onların hangi markaya sempatiyle yaklaştığını gözlemek için belli satış noktalarına koyuyorlar.

Sonuç: DeFacto kazanıyor!
DeFacto markası müşterinin yoğun sempatisiyle karşılaşınca, diğer üç markayı çekiyorlar. Bu markanın altında erkek koleksiyonu yanına kadını da ekleyerek, “Akdenizli” bir marka yaratmak için strateji oluşturuyorlar.

Artık markalaşmaya dair bir fikirleri var! Ne istediklerini biliyor gibiler değil mi?

Bundan sonraki hedef hemen mağaza sayılarını artırmak olmalı… sonra hemen yıl sonu hedefleri koyulur… kısaca, koşturmaca başlar.

Bu koşturmaca süresince işler yolundadır, fakat bir yardıma ihtiyaç vardır ki, o da reklam filmidir. Madem herşey yolunda gidiyor artık bizim de bir reklam filmimiz olsun gibi… İstediğimiz Akdeniz Modasını tüketiciye daha net ulaştıralım!

Jean Amerika’nın şalvarıdır. Amerika’nın sözüm ona rahatlığına karşı, DeFacto, Akdeniz modası

Bu bir reklam filmi değildir. Bir teaser’dır. Gazdır yani… Markanın rahat akdenizli kimliğine şimşek gibi çakan bir durumdur. Tabi bu durum tüketiciyi biraz şaşırtır. Anlam veremez. DeFacto ne yahu? der. Milliyetçi falan sanar markayı. Ya da şalvarı aşağıladığını düşünür. Aslında tüketici küfür yemiş gibi hisseder. Çünkü bu kadar sivri sloganı olan bir marka, arkasında iyi kanıtlar ister.

Sonuç, DeFacto hala kimliğini kazanmak için denemeler yapan bir marka adayıdır. Şu aşamada marka değeri olarak ciddiye alınacak bir yanı yoktur.
Bu yüzden reklam filmi denemesi de ortalığı karıştırmak için hiç de başarısız sayılmaz. Çünkü tek istedikleri o sloganın sonundaki “DeFacto, Akdeniz modası” kısmının duyulmasıdır.

Duyduk…

Reklamcılık = Ben de, Biz de!

“Bizim ki de bundan olsun!”

Reklam sektöründekiler (özellikle Türkiye’de) toplantı masalarında bu ve buna benzer cümleleri reklamverenden duymaya çok alışıklardır. Bu alışkanlık etkileyicidir. Devamlı birbirinden etkilenmiş insanlar, kelimeler, olaylar ve tabi sonuçlarla karşılaşırsınız.

Reklamveren:

Bizim reklam filmini de Sinan Çetin çeksin. (Time-based)
Bizim katalog da aynı bunun gibi olsun. (Print)
Bizim web sitemiz de flash animasyon olsun. (Interactive)

Yukarıda okuduğunuz üç cümle, gerçek hayattan alınmıştır.

Müşteriniz, yapılan bir işten oldukça hoşlanmış olduklarını ve kendilerinin de aynısından talep ettiğini bu acınası cümlelerle ifade ederler. Ben böyle bir cümle ile karşılaştığımda, vakit kaybetmeden “Neden?” sorusunu bıçak gibi saplarım ve açıklamaları bitmeden sözlerini kesip, saygısızlık yapar, bundan büyük keyif alırım. O yüzden genelde böyle sorunlardan uzak kalabiliyorum. Uzak kalmak unutmak demek değil tabi, ondan yazıyorum.

Bu seri üretim gibidir. Belli şablonlar yapar, onları satarsınız. Nede olsa herkes aynısından isteyecek! Bırakın memnun olsunlar. Siz yapılmış şeyleri iyi pazarlayıp, tekrar yapabilin yeter. Reklam kurgudur. Dürüst olmanıza gerek yok. Bırakın size yapmanız gerekenleri söyleyip, size işinizi öğretsinler.

Devamı için tıklayın »

Add this, Ad this olur mu?

Ad this

Site ziyaretçilerinin web sitenizdeki içeriği kolayca link paylaşım (bookmark) sitelerine eklemesini sağlayan servisler, acaba bir gün markaları bu kullanım alışkanlığına dahil edecekler mi ? Birileri “Add this” servisini, “Ad this” yapacak mı?

Bloglar ve portallar bundan bir gelir elde ederler mi ?

Neden olmasın? Madem kullanıcı paylaşmaya alıştı ve bunu oldukça hızlı yapıyor, o halde birileri bu alanı markalar için uygun bir alana dönüştürebilir.

Böyle düşününce akla bir çok uygulanabilir fikir geliyor tabi. Mesela sadece interactive kampanyaların dahil olduğu bir uygulama olur. Zaten ziyaretçi bekleyen marka, hedefine daha zahmetsiz ulaşır.
Ya da Bloglama reklam şebekesi banner modellerine bunu da ekler.
Ya da birileri çıkar daha anlamlı bir şey yapmak istiyorum ben der; Bu yazıyı X marka ile paylaş” der.

Bunlar sadece olasılık tabi… Neden olmasın…
Bazen kullanım alışkanlıklarını, reklam mecrasına dönüştürmek de eğlenceli.
En azından düşünmesi.

Pvirus: Profil Foto Reklamları

Pvirus reklam mecrasi

Pvirus, sosyalleşme üzerine kurulu yeni nesil bir reklam hareketi” diye tanıtılıyor.
İnternetteki sosyal ağlar üzerindeki profil fotoğraflarının, küçük değişikliklerle bir reklam mecrası olarak kullanılmasına imkan veriyor.

Bu küçük değişiklik karşılığında, pvirus üyelerine, her bir hafta için en az 5 YTL ödeniyor.

Etkili Gazete Reklamı

toyotasa

Tüketiciye doğru mesajların ulaştırılmasında gazete reklamlarının daha etkili olduğunu savunan uzman arkadaşlara çoğu zaman katılmam. Tek savunduğum, etkili kullanımdır. Mesele gazetede olmak değil, markama orada nasıl sahip çıktığımdır. Basın reklamlarında özgünlüğe teşvik etmek gerekir. Sonrasında reklamveren de, reklam ajansları da rahatça istedikleri başarıyı elde ederler.

Bu görüşü destekleyen, bir kampanya nasıl olur ?

Devamı için tıklayın »

TonlaKazan: Reklam Dinletmek

tonlakazan

Turkcell’in 4play Digital Workshop firmasıyla beraber hayata geçirdiği TonlaKazan adlı mobil reklam projesi sayesinde; Sisteme dahil olan kullanıcılar kendilerini arayanlara reklam dinlettikçe, kampanya sınırlarında belirtilmiş kontör/dakika kazanacaklar.

Seni arayanlar, sen telefonu açmadan önce bir markanın reklam müziğini dinleyecek.” Telefonu açıp görüşmeye başladığın an en az 1 kontör/15saniye kazanmış olacaksın.

Olumlu Örnek: Mutluyum, günüm harika geçiyor… Arkadaşımı arıyorum, bu sırada reklam dinliyor hatta raks ediyorum. Arkadaşım da kontör/dakika kazanıyor.

Olumsuz Örnek: Mutsuzum, bir yakınım vefat etmiş. Arkadaşıma haber vermeliyim. Arıyorum… Reklam dinliyor hatta küfür ediyorum. Arkadaşım da kontör/dakika kazanıyor. Telefonu açınca kötü haberi veriyorum.

Olumsuz düşünmeyelim şimdilik; “Yolla garanti – Garanti yolla, NBA kampına beni yolla! ” dinletip, kontör/dakika kazanalım.

www.tonlakazan.com