Reklamcılığın okulu olur mu ?
Bu soruyu sorana şaşarım ! Kendime de saşıyorum. Fakat parmaklarımı kontrol edemiyorum. Klavyemdeki her tuşa biraz daha sıkıntılı basarken, beynimdeki sektörel sapıtmaları kendim doya doya içemiyor biraz da sizlere sunmak istiyorum. Sakin olun şimdi başlıyorum !
Reklam Sektöründe hizmet vermek isteyen bir çok insan aslında reklamcı falan deÄŸillerdir, bunu unutmayalım. Onlar sadece reklamcı olmaya aday kiÅŸilerdir. Sektörün yapılanmasında ve güçlenmesinde rol sahibi olan ajanslarda çalışıp, sektöre benim de katkım var diyebilmek isteyen insanlardır. Ben eÄŸitimimi aldım ve geldim, karar senindir patron ! demeyi kabul etmiÅŸ olan insanlardır. Aynen üniversite yıllarında reklamcılık eÄŸitimi almaya aday oldukları gibi…
Bunları kabullenip atılım yapan kişiler, birkaç farklı yöntemle sektörde olmayı başarırlar. Birincisi iletişim fakülteleridir. İkincisi Usta – Çırak ilişkisidir. Bu iki seçeneğe bir de referanslarımızın yardım payını eklersek, seçeneklerden hangisinin daha avantajlı olduğunu saptamakta güçlük çekmeye başlarız. Anlaşıldığı gibi daha olayın başında olmamıza rağmen, seçeneklerden hangisinin tam sonuç getireceğini kestiremiyoruz.
Bu noktada kendimize olan inancımız devreye giriyor ve olayı sonuca bağlayan da kendimiz oluyoruz. Genelleme yapmaktan uzak durmak zorunda hissediyoruz.
İlk olarak iletişim fakültesinde 4 yıl eğitim almış, reklam sektöründe var olmak için kendini geliştirmiş ve yetiştirmiş insanları düşünelim. Hepsi birer reklamcı adayıdır. Azimle yollarına devam etmeli ve kendilerine inanmalıdırlar. İkinci olarak sektöre balıklama dalan çırak reklamcı adaylarını düşünelim. Onlar da birer reklamcı adayıdır. Azimle yollarına devam etmeli ve kendilerine inanmalıdırlar. Yani sonuç aynıdır. Bu iki grubu kıyaslama işi patronlara kalmıştır. Kendi istek ve amaçlarına göre seçim yapmakta özgürlerdir. Kimse buna gıkını çıkaramaz. Bu durumdan şikayetçi olan üniversite mezunları varsa Haluk Mesci’ ye içlerini dökebilirler. Faydası olur mu bilemem ama eminim biraz daha kendinize inanmayı denemenizi sağlayan tavsiyeler alabilirsiniz.
Neden herkes reklamcı olabileceğini düşünüyor ?
Etrafımızdaki herkesin bir reklam fikri var. Benim de komik reklam fikirlerim var aslında diyen insanlar her geçen gün çoğalıyor. Yani her geçen gün reklam sektörü kendini biraz daha sevdiriyor. Benim de fikirlerim var diyenler, aslında reklamcılığı bilmeyen insanlardan oluşuyor. Böylece insanlar yapabiliyorsa ben de yaparım diyenlerin havlayıp, ısıramadığı bir iletişim sorunu ortaya çıkıyor. Kıyaslamalar yapılıyor, genellemeler yapılıyor. Fakat herkes bıdı bıdı yapıyor.
Reklamcılığın neden bu kadar arzulanan ve bir o kadar da zor ulaşılan bir meslek olduğunu anlatayım.
Zor ulaşılmasının sebebi, dışardan görünüşü ile içerden yaşanışının bir olmamasıdır. Zaten genel olarak hayattan böyle bir beklentimizin olması da biraz yanlıştır. Yani hayatta her gözümüze ilişen şey beklediğimiz gibi çıkmayabilir fakat her zaman bizim algıladığımız kadardır.
Neden bu kadar arzulanan bir meslek bu reklamcılık dersek; aynen reklamların çocuklar üzerindeki etkisi gibi bir araÅŸtırma konusu, reklamların adam olacak reklamcılar üzerindeki etkisi diye araÅŸtırılsa sonuç ortaya çıkacaktır. Neden reklamcılık okumak istediniz ? sorusuna bir çok iletiÅŸim fakültesi öğrencisi ” bilmem reklamları izlerken çok zevk alıyordum, ben de reklamcı olmak istedim ” cevabını verecektir. Fakat bunu sadece bir ve ikinci sınıflarda yapacaklardır. İlerleyen yıllarda, kendilerini her iÅŸe kabul edileceklerini sanan yaratıcı reklam uzmanı olarak tanıtacaklardır.
Bu yüzden sadece 4 yıl eğitime sırtımızı dayayıp, farklılık beklemek çocukların oyuncak istemesinden farklı değildir. Yakınma ve şikayetleri bırakıp, inandığımız yolda ilerlemeye devam etmeliyiz. Adım attığımız her yerde iz bırakmayı bilmeliyiz. İzlerimizi takip edenler hep olacaktır. Yeterki onlar bizim izlerimiz olsun.
Şimdi bu kadar yazdıktan sonra yakın zamanda ‘’ Mankenlerden reklamcı olur mu ? ‘’ başlıklı bir yazı yazmak durumunda kalmamak için eleştirime son veriyorum.
Sanırım ” Hayatımız Reklam ” mantığından yola çıkarak bir yerlerde hata yapıyoruz. Bence ilk sorulması gereken soru; herhangi bir insandan reklamcı olur mu ? dur.
Barış says:
Amerikanın büyük ve ilk reklamcılarından biri, reklam yazarı ve o zamanlar Amerika bütcesi için bile önemli sayılcak miktarda büyük paralar kazanan reklam ajansı direktörü – Claude C.Hopkins:
“Reklamcılık fakultesini okuyanlara yorumum şöyledir. 4 sene orda akıllara sığmayacak derecede yanlış ÅŸeyler öğrenceksiniz, daha sonra bir o kadar zaman da öğrendiÄŸiniz o yanlış ÅŸeyleri unutmak için gerekecek. Sonra o kadar geride olacaksınız ki, yanındakıni yakalamak gayretini bile gösteremeyeceksin.”
Fikrimce reklamcılık Allah tarafından verilmesi gereken bir kabiliyyetdir. Reklam bir sanattır. Müzik gibi, resim gibi. Ressamlık fakultesinden çok az ressam çıkar. Reklamcılık fakultesinden de öyle.
Ekim 25th, 2005 at 3:05 pm
medya tugba says:
Reklam sektörü diğer sektörlerden farklı ve bir o kadarda yaratıcılığa dayalı bir alan. Yaratıcılığın olmazsa olmazlarından biri olan reklam sektörü bununla sınırlı kalmayıp teoriyle pratiği de bir arada gerektiriyor.
Hangi marka, hangi şekilde uygun hedef kitleye nasıl ulaştırılır!!! bu bakımdan alaylı yerine mektepli olunsa reklamcılık adına daha doğru adımlar atılır diye düşünüyorummmm.
Kasım 18th, 2005 at 4:26 pm
tolga says:
Reklam sadece sanat değil, aynı zamanda, hatta sanattan daha fazla bilimdir. Dolayısıyla reklamcılığın okulu da eğitimi de olur. Nitekim var da. Claude C.Hopkins bir laf etti diye, bunu doğru saymak mı gerekiyor. O lafa karşılık yüzlerce laf var reklam eğitimini savunan. Öncelik hak edenin, yani reklamcılık eğitimi almayı hak eden ve alan reklamcıların olmalıdır. aksi takdirde yavaş gelişen, bilimsellikten uzak, taklitci bir reklam dünyası kaçınılmaz olur.
Reklam sanattır diyen zihniyet, reklamın tüketicinin gördüğü görsel sonucundan oluştuğunu zannetmektedir. fakat o noktaya kadar psikoloji, sosyoloji, istatistik, araştırma sonuçları gibi bilimsel yöntemlerle gidildiğinin farkında bile değildir.
Peki psikoloji, sosyoloji gibi BİLİMSEL konular Allah vergisi midir?
Reklamın ne olduğunu, hangi evrelerden geçtikten sonra hedef kitleye ulaştığını öğrenin, ondan sonra ahkam kesin.
Söyler misin Barış, reklamcılık nedir?
Åžubat 24th, 2006 at 5:57 pm
ercü says:
Reklamcı olmak isteyenlerin;
- Üst düzeyde genel yeteneğe sahip,
- Genel kültür seviyesi yüksek,
- Sosyoloji, psikoloji ve sanata ilgili, bu alanlarda başarılı,
- Yaratıcı, hayal gücü fazla, mizah anlayışı olan,
- Düşüncelerini söz ve yazı ile başkalarına etkili bir biçimde aktarabilen,
- Dışa dönük, girişimci,
- Yeniliklere açık ve başkaları ile işbirliği yapabilen
kimseler olmaları gerekir.
Mart 14th, 2006 at 8:16 pm
TuÄŸba says:
Bir halkla ilişkiler ve Reklamcılık bölümü öğrencisi olarak konuyla alakalı görüşlerimi paylaşmak istedim. Reklam ne sadece eğitimle, ne de ben yaptım oldu zihniyetiyle harekeet edilecek kadar gayriciddi bir yaratım. Fakat ne hikmetse belkide Tv de izlediğimiz mizah içerikli ürün tanıtımları sebebiyle biraz hafife alınan, herkesin inanılmaz yaratıcı fikirler ortaya koyabileceğini sandığı riskli bir alan. Yani biraz tuzak. Kolay görünen ama derinliğinden bir haber olduğumuz her şey gibi.Bunun için diyorumki tabiki eğitimi alınmalı; arkadaşlarımızında söylediği gibi Psikoloji, Sosyoloji,Sanat ve kesinlikle az da olsa İşletme bilgisi gerektiren bir mecra, ama bunları bilmekte yetmiyor eğer öğrendiklerinizi şekillendirecek bir sentez gücünüz, piyasaya dair gerçekçi gözlemleriniz, kıvrak bir anlayışınız yoksa bildikleriniz hafızanızda pas tutacak veriler olmaktan öteye gidemez. Bildiklerimiz yaşamadığımızda hamallığını yaptığımız yükler gibi kalır üzerimizde, pişmanlık ve hayal kırıklığıda cabası. Öte yandan hiçbir fikrimizin olmadığı bir sektörde müthiş fikirlerimize dayanarak da tutunamayacağımız bir gerçektir. Çünkü her güzel ya da mizahi reklam verim getirmez. O en önemli unsur olan hedef kitlenin merakını kaşımıyor ve isteğini uyandırmıyorsa, bu nokta da güçlü bir hayal gücünün yoldaşı mantık, reel gerçekler ve bilimsel bulgular olacaktır. Bence bu ikisi birbirinden ayrılmaz bir bütündür ve söylemeliyimki reklemcılık adına eğtim sadece iletişim fakültelerinde alınmaz. Amaç öğrenmek ve sektör için yeterli donanıma sahip bir çalışan olmaksa arayan ve isteyen kendisi için gerekli olan bilgiye çaba ve inançla erişecektir.Yani sihirli formül şu belkide: inanç+bitmeyen bir öğrenme isteği+hayal gücü+uygulama.
Sevgilerimle….
Mart 20th, 2006 at 4:04 pm
begüm says:
İletiÅŸim fakülteleri altında toplanan bütün bölümler için aynı tartışma yapılabilir. Ülkemizde medya çalışanlarından tutun da, PR’cılara, sinemacılara varana kadar iletiÅŸim alanında hizmet veren pek çok kiÅŸi alanının okullusu deÄŸildir. Reklamcılıkta da durum aynen böyle. Reklamcılık sanat deÄŸildir, sanatsal anlatımlarla tüketiciye ulaÅŸmayı denese bile ’sanat’ olarak adlandırılamaz. Reklamverenin ticari problemini çözmek üzere gerçekleÅŸtirilen bir iletiÅŸimdir. Yani, para, itibar, vs. kazandırmak üzere yapılan, müşteri odaklı bir iletiÅŸim ÅŸeklidir. Sanattan ilham alması ya da sanatsal uygulamalar içermesi reklamcılığı ’sanat’ yapmaz. Bunu iddia etmek sanata saygısızlık olur diye düşünüyorum. Reklamcılık bir sosyal bilimdir. Öğretimi verilebilir bilindik, etkisi kanıtlanmış bazı yöntemleri olduÄŸu gibi, istenilen etkiyi yaratmada her kiÅŸi, ajans, vs.’nin kendine özgü yolları vardır. Kısacası, ucu açıktır. Reklamcılık yapan her insanın en azından saÄŸlam bir pazarlama iletiÅŸimi bilgisine sahip olması gerektiÄŸini düşünüyorum. Herhangi bir konuyu geçmiÅŸi, uygulama teknikleri, örnekleri ve alan çalışmalarının derinliÄŸine bilmenin bence çok büyük yararı vardır. Elbette sadece okulunu okumakla alim olunmuyor (ki bu her alan için geçerlidir) , çünkü okulda öğrenilenler ile iÅŸ yaÅŸamının pratikleri içerisinde görülenler bazen gece ile gündüz kadar farklı olabiliyor.
Reklamcılık denince marka iletiÅŸimi ve marka savaÅŸlarına biraz deÄŸinmeden olmaz. Kanımca, ülkemizde yapılan marka iletiÅŸim giriÅŸimlerinin büyük çoÄŸunluÄŸu ‘günü kurtarmak’ üzerine kurulu, uzun soluklu olmayan giriÅŸimlerdir. Bu problemin suçu reklamveren ve reklamcı arasında yarı yarıya paye edilebilir. Reklamcılık ve marka iletiÅŸimi alanında çıtanın yükselmesi için eÄŸitim ve ortak bilince gereksinim vardır. Reklamcılık bölümü son sınıf öğrencisi olarak sektöre akın etmekte olan reklamcılık mezunlarının sektörün çıtasını yükselteceÄŸini düşünüyor ve umuyorum. Çıtanın yükselmesine ihtiyaç olduÄŸu yadsınamaz bir gerçek.
Mart 30th, 2006 at 12:56 pm
ayla says:
REKLAMCILIÄžIN OKULU OLUR!!
Çünkü Reklam Tek başına sanat deÄŸil, iletiÅŸim bilimi’nin bir parçasıdır.
Nisan 21st, 2006 at 4:30 pm
dilek says:
Merhabalar reklamcılıkla ilgili yazılanları ve yorumları gayet mantıklı buldum reklamcılık sektörü son dönemlerde çığ gibi büyümekte şuanda tv reklamlarına baktığımızda göze çarpıcı gelen mantıkları uyandıran sayılı reklamları görebiliyoruz ve bu reklamların başarısıda tabiiki saygın reklam ajanslarına ait onun haricindeki reklamlara baktığımızda ise birçok başarısız olan reklamları görebilmekteyiz. derlerki reklamın iyisi kötüsü olmaz benim kanaatıme göre olur öncelikle reklamı yapılacak ürünü çok ii tanımamız gerekli hedef kitlesi çok önemli bunları tanımanın haricinde birde reklamı yapacak olan ekibin bu konudaki hassasiyetleri titizlikleri çok önemli die düşünüyorum tabiiki araştırma ruhuna sahib olmalarıda ve şunu hiç bir zaman unutmayalımki ( REKLAM HATALARI AFFETMEZ )
Temmuz 25th, 2006 at 3:42 pm
GNCDRN says:
Reklamın okulu olur ama görünen köy klavuz istemez okumadan da gayet baÅŸarılı reklamcılar çıkabiliyor.Bir bakıma yetenek,yaratıcılık,düşünce iÅŸi…Bu ve benzeri özellikleri taşıyanlar okulunu da okuyarak baÅŸarılarını pekiÅŸtirebilirler, diye düşünüyorum…
saygılarımla….
AÄŸustos 24th, 2006 at 4:17 pm
mavi says:
TuÄŸba’nın yazdıklarına katılıyorum, inanç+bitmeyen bir öğrenme isteÄŸi+hayal gücü+uygulama çok önemli. Ben İşletme Fakültesi mezunum ve reklamcılıkta kariyer yapmak istediÄŸim için bir iletiÅŸim fakültesinin reklam ve tanıtım bölümünde yüksek lisans yapmayı düşünüyorum. Asıl mesleÄŸi reklamcı olmayanların reklam iÅŸi yapmasıyla birlikte sektör daha da karışıyor bence. Reklamcılığın esaslarını ve inceliklerini okuduktan sonra uygulamaya dökerse iyi iÅŸler çıkar kesin. Reklamın altın kuralı = “Hedef Kitleye Hitap Edebilmek” gerisi kolay herhalde
Saygılarımla
Eylül 9th, 2006 at 12:44 pm
Ali DoÄŸan says:
REKLAMCI yaptığı iÅŸten para kazanan kadınlar ve erkekler dir.EÄŸer eninde sonunda bir profesyonellik varsa (aÅŸk ile yapan vardır,iyi yapan vardır,kötü yapan vardır,vasat yapan vardır, …….çıyla yapan vardır) REKLAMCI kavramı biraz geriye çekilip 3boyutla baktığınızda (her açıdan bakın) Reklam için para ödeyen insanların , ben reklam iÅŸi yapıyorum diye ortaya çıkan insanlara taktığı bir sıfattır REKLAMCI.Sizin kendinizi nereye koyduÄŸunuzdan çok , size para ödeyen insanların sizi nereye koyacağı ile iliÅŸkilidir.REKLAMCI sıfatı bir süreçtir.Bu süreci yaÅŸarsanız iyi bir reklamcı,kötü bir reklamcı,vasat bir reklamcı,iÄŸrenç bir reklamcı gibi yardımcı sıfatları üzerinize yüklettirirsiniz.Tercih bizim elimizdedir.İşini iyi yapan sonuçlarını kendine yaraşır ÅŸekilde üretir.ÜRETTİKLERİNİZLE yargılanırsınız.EÄŸer ben reklamcıyım derseniz ve bu alanda faliyet gösterirseniz bu sürece girer ve ÜRETTİKLERİNİZLE kendinizi vitrine koyarsınız.Bazıları bunu alır , bazıları bunu almaz.Ama herkes reklamcı olabilir iyi yada kötü.EÄŸitimli yada eÄŸitimsiz.Usta yada çırak.Kendini geliÅŸtiren yada bunu beceremeyen.Bırakın isteyen bu iÅŸi yapsın.Farklılık üretilen biÅŸeydir.KargaÅŸanın içindeki pırıldayan bir ışık üretebiliyorsanız ve ışığa ulaÅŸacak yolları düzenleyebiliyorsanız ve bu yolla size gelen masum müşterileri üzmüyorsanız (amaçları size para ödemek) onların gözlerini kamaÅŸtırarak onlara yeni hayallerinizi anlatabilirsiniz.DoÄŸru anlatırsanız ,aslında sizin hayallerinizi üretmek için finans saÄŸlarsınız.Ben buna BAÅžARI diyorum.Biraz zor ama denemeye deÄŸer ! NE DERSİNİZ….
Eylül 19th, 2006 at 4:16 pm
Yusuf Kenan says:
Ben her zaman insanın öğrendiÄŸini savunan bir kiÅŸiyim…reklam genel kültür, marketing kavramları ve çalışan kiÅŸini sanat anlayışını karıştıran bir ÅŸeydir…Hiç bir ÅŸekilde sadece sanat olduÄŸuna inanmıyorum…örnek olarakta gündemdeki mizahi reklamları göstermek çok yanlıştır…reklam markanın önüne geçmemelidir…mesela Cem Yılmaz’ın Cips reklamını herkes hatırlıyor..ancak sadece %10 markanın adını verebiliyor…Reklama yatırılan miktarların esas amacı bir ÅŸekilde sattığımız ürünü, hizmeti veya fikiri pazarlamaktır…Unutmayalım ki sanatta, sanatçıların yaptıkları öldükten sonra deÄŸerlenirler…
Ekim 19th, 2006 at 12:43 pm
neşe pınarcık says:
reklamcı olmak bir sanattır tabiki bu benim fikrim yetenek azim güven ve ciddiyet ister günümüzde reklamcıyım diye meslek edinen arkadaşlar bir çığ gibi büyümektedirler dolayısı ile reklam sektöründe firmalar bilinçli olup siyahla beyazı ayırt edebiliyorlar benim tavsiyem reklamcı arkadaşlarımızın amatörce degil müşteri ilişkilerinde basamak basamak ilerleyip profosyenel olmayı eğitimini almaları yönündedir her şeyden önce müşteri ilişkilerinde önce güveni sağlamalarıdır emek isteyen bir meslek oldugunuda belirtmeden geçemeyecegim tüm reklamcı arkadaşlarıma başarılar diliyorum.
Aralık 10th, 2006 at 4:32 am
ECE TANSELİ says:
Evet tabiki reklamcılığın okulu olur. Nasıl doktorluk avukatlık vs birer meslek ise reklamcılıkta bir meslek. Fakat o kadar kolay ki . Bir reklamcı avukat olamaz ama bir avukat mesleÄŸini sevmiyor ise gayet rahat reklamcı olabilir. Hatta iki iÅŸi bir arada da gayet rahat yürütebilir. E birazcıkta sermayesi varsa bir ajans dahi açıp piyasanın içerisine balıklama atlayabilir. Kısacası bence reklamcılığın okulundan biz okullular deÄŸil de, reklamcılık eÄŸitimi almayanlar yararlandı, ha da yararlanmaya devam ediyorlar. E bide hayatı boyunca ilköğretim ve lise sıralarında yazılan zorunlu kompozisyon çalışmaları olmasa kimi metin yazarıyım diye geçinen adam… bilemiyorum artık. Ama kannat getirdim ki bu iÅŸin içinde bir iÅŸ var. Farklı yüzler de cabası. Sanırım reklamcılık okuluna boÅŸuna gittik. Benimle beraber mezun olanlar hep bunu söylüyoruz. İş verenler sayesinde…
Ocak 14th, 2007 at 2:58 pm
elcin celik says:
reklamcılık yaratıcılıktır….mozartın 5 yaşında besteler yaptığı 12 yaşında opera bestelediği biliniyor….hangi okul bunu yaptırabilir yaratıcılk ayrı birşey…haa bu besteciliğine karşı birde işletme okusaydı en azından parasız bir şekilde ölmeyecekti….reklam için sanat diyorsunuz .peki sanat nedir? sanat tinsel duyuşların (yaratıcılı, ilham) teknikle birleşmesidir …tinsellik yok sadece teknik beceri olsaydı bu o zaman sanat değil, zanaat olurdu…
Kasım 3rd, 2008 at 3:03 am
Hacer Özkan says:
REKLAMCILIK OKUYAN BİR ÖĞRENCİ OLARAK ŞUNU BİLİYORUM Kİ REKLAMCILIĞIN OKULU TABİKİDE OLUR.TEK BAŞINA YETENEK BU SEKTÖRDE HİÇBİR İŞE YARAMAYACAKTIR.İŞ HAYATINA ATILDIĞIMIZDA FARKLI FARKLI MARKALARA VE SEKTÖRLERE HİZMET VERECEĞİMİZİ DÜŞÜNÜRSEK REKLAMCILIK OKUMAK GEREKLİ HALE GELMEKTEDİR.
Åžubat 5th, 2009 at 11:54 pm
ferhan ÅŸimÅŸek says:
Yazdıklarınızı okudum. bana sorarsanız reklamcalık mizah işidir, yetenek gerektirir ve tabikide Allah vergisi yeteneğe muhtaçtır. fakat reklamcılığın okulu da olur. okul reklamcılık işini öğretir kısacası işin içine girdiğinizde zorlanmamanızı ve nerdeyim ben demenizi önler fakat bi iş verenin baktığı ilk şey sizin * yeteneğiniz, *performansınız ve *o güne kadar yaptığınız etkinliklerdir. sonra da mezun olduğunuz okuldur.
kısacası okul sayesinde işi öğrenirsiniz sektörde ayaklarınızın üzerinde yıkılmadan durabilirsiniz . yeteneğinizlede iş bulur ve aranan kişi olursunuz.
Umarım doÄŸru bilgilendirmiÅŸimdir…
Saygılarımla
Nisan 10th, 2009 at 11:52 pm
mehmet arslan says:
reklamcılık sadece reklam yaratıcılarından oluşmaz. Herkesin bu konuda fikri var ancak sektörün içinde bile olmayanlar görüşlerini belirtirken kesin ifade biçimlerinden kaçınmalı kendi fikirlerini beyan etmelidir. Boyle yapılmazsa anlam kargaşası oluşacak, konu dağılacaktır.
reklamcılıkta yaratıcı insanların konusuyla ilgili yuksek okul okuması faydalı gorulebilmekle birlikte, yaratıcı kişinin ilkokul diplomasına bile ihtiyacı yoktur. Fakat unutulmamalıdır ki reklam sadece sanatsal bakış, yaratıcılık değil aynı zamanda satış ve imaj odaklı bilimsel kavramların birarada değerlendirilmesi gereken bir bütündür. Reklamcılık okuyan her öğrenci yaratıcı grupta çalışacak diye bir durum yoktur olamaz da.. Reklamcılıkda birçok üst ve alt pozisyonlar da bulunmakta olup (grafik tasarım, sanat yönetmenliği, müşteri ilişkileri, reklam koordinatörü gibi) üniversite mezunu arkadaşlarımız kendilerine uygun olan faklı pozisyonlarda reklamcılık işinde blunmaktadırlar.
Ekim 10th, 2009 at 3:26 pm
Osman osmanpaşa osmanlar osmanınki says:
Reklamcı?
Kültürlü, atılgan, yaratıcı, sosyal ve dile hakim olmak(?).. Reklamcılardan istenen vasıflar. Süper insanmı sanıyor bu reklamcılar kendilerini? Anlamıyorum bu vasıflara sahip biri zaten her işte gayet başarılı olacaktır. Neden kendi sektörlerindeki başarılı insanlar bu vasıflara sahip diye reklamcıların öyle olması gerektigini düşünüp bunu kendilerine maal ediyolar anlıyamıyorum. Reklamcının kurnaz olması ve halkı anlaması gerekir. Yaratıcılıgı ile bunu harmanlayıp malı hedef kitleye sattırması gerekir. Reklamcılıgı sanat bile yaptınız, tebrik ediyorum. Pazarlama işte, akıllı olan götürür diyorum.
Saygılar.?!:S
Aralık 8th, 2009 at 5:18 am